17 Aralık 2008 Çarşamba

Aşk:Ruh Tecavüzü.

Haddinden fazla yorgun 2 beden sırt sırta.
Blöf: Periyodik cinayetler.
Gitgide çirkinleşiyor sanırım zaman.
Ve bu genellemeden mutfaktaki yağlı, plastik saat de nasibini almalı.
Yaşanmışlıkların, arasında milyonlarca kilometre mesafe olan noktalara fırlattığı 2 ruh,geriye kalanla, hala, inatla, cinsel dürtüleriyle yan yana.
Ucuz parfüm, insan teri, haddinden fazla alkol ve umarsızca dünyaya salınmış saf protein kokulu odalarda tüm ihtişamıyla boy gösteren alkolik Tanrıça!
Vücudunun kutsallığı artık elden ele, dilden dile.
Az sonra yeniden hayvani iniltilerin yankılanacağı duvarlara sinen şuh kahkahaları.
Belki de bu yüzden kovuldu cennetten ha?
Yüksek sesle sevişmek suç olmalı.
İntihara meyilli bir Tanrı,kayıplarının ardından.
Aramızda…
Yanımızda…
Kirli kaldırımlarımızda o da kendi yazgısını çiğniyor bizlerle.
Faydası olur mu sabunun, orospu Tanrıçanın adet kanına?
Hani kimliksizliği değil mi Tanrınızı kutsal yapan.
Onunki de o hesap.
Birer birer yok edilecek delilleri.
Her saniyesi önceden hesaplanmış gelgitler,ruhun kaygan kara deliğinde.
Kalbin bekaretini bozan tek hamle.Tek beden, tek ten, tek koku, tek saniye çoğu zaman.
Duyulan hazdan daha ağır basan acı.
Ve karşımızda AŞK: Ruh tecavüzü!

13 Aralık 2008 Cumartesi

Son vedada topuğu kırılan kadın.

Hep o son vedada topuğu kırılan kadın.
Veda anını yaşamayan, yaşatmayan.
Boyası fazla kaçmış,
Sonradan akışkan, yapışkan hep.
Doğru olandır hani,o hep birkaç beden büyük gelen gülümsemeler.
O öyle ister.
O taşır,
Taşımalıdır der herkes…
Kristal kesme bardağın içindeki şaraptan bakar sana.
Paramparça eder.
Geç fark eder,
kabullenemezsin belki…
O uyarılır daima.
Hayattır onun uyarıcısı.
Yüksek doz alır,bana mısın demez.
Sen ise ortada dönen saçmalığı bile göremeyecek kadar terk etmişsindir kendini…
İzole edilmiş hisleriyle
doğurganlık egosunun tatmini üzerine direnmekte bakire fahişe.
Metafiziksel orgazmlara sebep,
hayattan uzak,
hayata ait.
Ruhunda geceden kalma morluklarla,
her nefeste kırılgan,
alıngan her yudumda…
Paramparça olmuş istikrarı,
hafif akmış makyajının ardında hala saklı gurur zırvaları.
Hani o zamansızlığa adanmış romanlardan fırlama ütopik karakterler misali…
Hala yalnız,yalancı hala.
Kurgusal cinayetlerine inat,
hala adil,asaletini korumakta hala.
İntihar mektubu arşivinin ardından Tanrıların huzuruna çıkan hunharca tüketilmiş hayatlara sahip insan güruhunun temsilcisi boyalı ucube.
Yenilgi timsali o,
her başladığı işi bitirme girişimi fiyaskoyla sonuçlanan Tanrılar misali.
Bir kendini beğendirme tutkusudur gider.
Kalıcı kokuları, renkli boyaları, yüksek topukları vardır.
Veda gününe değin…